Tarih: 31.01.2026 15:28

Sn.Muhalefet Lideri nereye koşuyor ki?

Facebook Twitter Linked-in

Değerli okurlarımız,

Yıllardır, aylardır yazıyoruz. Yazılarımızı da yaşadığımız anılarımızla birlikte yazıyoruz. Bazende söylüyoruz. Çünkü "bizler bu hikayeleri yazmazsak başkada daha büyük hikayeler nasıl yazılabilsin ki" diyoruz. Ama hiçbir şey olmuyor. Hep "Reşit sen söyle sen işit" gibi oluyoruz. Nedenmi? Buyrun hep birlikte bu yazımızı da okumaya başlayalım diyoruz.

Dereboyu ile ilgili olarak tek başımıza bir yalnız efe gibi 3 yıldır uğraşmıştık. "Yok burası bizim mahalle. Buraya kimseyi davet etme. Herkes kendi mahallesine gitsin. Senin başka işin yokmu? Sanamı kaldı bu işler?" gibi birçok tehditlerde hakaretlerde almıştık. Ama yılmadan bildiğimiz yolda yürümüştük. Bunu ne için yapmıştık ki? Halkımız için yapmıştık. Çünkü bizlerin imkanları vardı. Her yere gidebilirdik. Ama halkın büyük çoğunluğunun imkanları yoktu. Çünkü ne üstlerinde ne başlarında nede ceplerin de yoktu. Halkımız küçük şeylerle mutlu olabilsin. Ailesiyle birlikte güzel zamanlar yaşayabilsin istemiştik. 

Bizler bunları yaparken sayın muhalefet lideri de Dereboyundaydı. Ama Dereboyu güzelleşin diye değilde kendileri daha da güzelleşsin daha sağlıklı olsun diye bol bol spor yapıyorlardı. Üstlerinde dünyanın en pahalı eşofmanları ayaklarında yine dünyanın en pahalı spor ayakkabıları vardı. Ceplerinde de yine dünyanın en pahalı cep telefonları vardı. İki defa rastlamıştık. "Buyrun soğuk bir şeyler ısmarlayalım biraz oturalım konuşalım" demiştik. Yok "terliyim" başka zaman demişlerdi. 

Amacımız bir canlı yayın yapmaktı. Bu şekilde belki daha çok vatandaşların dikkatleri Dereboyuna çevrilir. Sonuçta da belediye de bir şeyler yapar diye düşünmüştük. Ama iki defa rastlamıştık yok demişlerdi. O zamanlarda arkalarından şöyle bir bakıp da düşünmüştük. Neyimi? Yani "Uludere'nin içinin görüntüsü ve kokusuyla nasıl spor yapabiliyorlar" demiştik. Neymiş? "Terlilermiş. Peki kim için terliyorlarmış?" Kendileri için?" Ne güzel demiştik. Halk ne olacak? Yok. "Daha seçimlere var. Zamanı geldiğinde yaparız" diye düşünüyorlar diye düşünmüştük. Ama oda olmadı. 

Seçim zamanıda bir derneğe kitap bağışına gidiyorduk. Yolda karşılaşmıştık. "Başkan ne yapacaksınız?" demiştik. Onlarda "Adayım" demişlerdi. Bizlerde "İyide böyle 2 ay kala bu işler olurmu?" demiştik. Sonrada "Şu anda bizler buradan nereye gideceğiz biliyormusunuz?" demiştik. "Dereboyundaki açıkhava meyhanesinin olduğu yere gideceğiz. Buyrun sizlerde geliniz. Birlikte bir güzel canlı yayın yapalım demiştik. Onlarda "Yok" demişlerdi. "Seçileyim bak neler neler yapacağım" demişlerdi. Seçildilermi? Yok. Seçimden sonra aramıştık. Tebrik etmiştik. "Yinede güzel oy aldınız" demiştik. Onlarda "Halk bize oy vermedi" demişlerdi.

Bizlerde "Bakın sizlere demedik mi? Bu işler öyle olmaz? Böyle olur diye sizleri uyarmadık mı?" diye tabiki de dememiştik. Ama başka bir şey demiştik. Sizlerin tanıdığı bir iş insanının yanına gitmişsiniz. Oda sizlere "Böyle olmaz. 2 aya kala bu işler olmaz. Sürekli halkın içinde olacaksın. Mahalle mahalle, kapı kapı gezeceksin. Elinde lokum bisküvü dolaşacaksın" diye demişler demiştik. 

Onlarda "Evet ama ben öyle yapamam. Bu doğru bir şeymi ki" demişlerdi. Bizlerde "Gözden uzak olan gönülden de uzak olurmuş" demiştik. Çünkü önce halkın gözüne sonrada gönlüne gireceksiniz. Çünkü seçime 2 ay kala bir anlamı yok ki. Çünkü sizin yaptığınızı herkes de yapıyor. Farklı olmanız lazım demiştik. Ama hala anladılarmı yada anlamadılarmı bilemiyoruz diyoruz. Ama görünen köyde kılavuz istemezmiş? Öylede değilmi diyoruz?

Ayrıca ilçemizdeki neredeyse bütün siyasetçilerimize olduğu gibi kendilerine de Prens ve Toplum Sözleşmesi kitaplarını hediye etmiştik. Amacımız da siyasetçilerimiz bir Prens gibi olabilsinler diye hayal etmiştik. Okudularmı? Yada okudularda ne anladılar bilemiyoruz diyoruz. Ama yine görünen köyde klavuz istemezmiş. Öylede değilmi? diyoruz.

Şu anda da mesela bayram mesajlarıyla yada halka mal olmuş şeylerle günü geçirmeye çalışıyorlar gibi görüyoruz. Mesela Hendeğin göbeğinde ağaçlar kesiliyor. Hemen oradalar. Ama "Balıklı Deresi halkın girişine kapatıldı". Yoklar. Sanki yok böyle iyi. Onlar "Merkez çarşı siyaseti yapacağız" diye düşünüyorlar gibi geliyor bizlere. İyi de ders alınsaydı tarih tekrar etmezmiş ki. Bu sözün bir anlamı yokmu ki? Yada bu sözden ne anlıyorlar ki. Yine bilemiyoruz? diyoruz.

Başka mesela kamyonları red ediyorlar. Basın açıklaması yapıyorlar. Ama "Lokma Kamyoneti" için ağızlarını bile açmıyorlar. "Kent konseyi ne iş yapıyor?" diye sormuyorlar. "Belediye tesisleri neden tekrar özel sektöre veriliyor?" diye hiçbir şey söylemiyorlar. Bak "Gençler savruluyor. Belediye nikah salonu bomboş duruyor. Orayı Kültür sanat evi yapın" diye yine hiçbir şey söylemiyorlar. Ayrıca Yenimahalle pazarı kapanmıştı ağızlarını bile açmamışlardı. Hendek'e -Handak; Handağ- adını veren yıkılan lisenin olduğu tepedeki Spor Salonu yıkıldı ama yine hiçbir şey söylemediler.

Hadi önceden olabilirdi. Çünkü yıllardır belediye meclis üyeleri ile görüşüyorduk. Onlarda "Ama çoğunluğumuz yok ki. Belediye yönetimi çoğunlukta. Söylesek de hiçbir şey yapamıyoruz ki" diyorlardı. Ama şu anda öylede değil ki? Belediye yönetiminin çoğunluğu da yok ki. Fakat onlarında hiçbir gündemleri de yok ki. Gündeme ne gelirse onaylıyorlar. Yani kapıldım rüzgarına şarkısında olduğu gibi belediye başkanının peşine takılmış gidiyorlar demekmi lazım yada ne demek lazım bilemedik? yine diyoruz. Acaba onlarda yarın bir gün bir işimiz olur diye çekiniyorlarmı? Yine bilemiyoruz diyoruz ve takdirlerini de yine kendilerine bırakıyoruz diyoruz. 

Ama bakın bizlerin ve komşularımızın evlerinin önünden geçen yolun istinat duvarları çöktü. Yakında elektrik direği de yıkılacak. Ama 5 yıl oldu yapmıyorlar. Ne oldu? Yapmazsa yapmasınlar. Bizler önce Allaha(c.c.) sonrada halkımıza havale ediyoruz. Zaten yeri ve zamanı geldiği zamanda halkımızın her zaman gereğini yaptığını görüyoruz ve yine göreceğiz diyoruz. Ama bunları yazmaktan da çekinmiyoruz. Yolun istinat duvarlarını yapmıyorlarmı? Yapmazlarsa yapmasınlar diyoruz geçip gidiyoruz. Çünkü bizlere ait sözümüzde olduğu gibi "Ne yaparsanız yapın ama mutlaka yaptığınızdan yerlerde göklerde razı olmalıdır" diyoruz başkada bir şey demiyoruz.

Ayrıca seçim zamanında yanlarında çok değerli bir eski kooperatif başkanıyla mahallemize gelmişlerdi. Bizlerde oradan geçiyorduk. Sonra durup yanlarına gittik. "Hoşgeldiniz" dedik. Bizler eski başkanla sohbet ederken değerli muhalefet lideri de dükkanları geziyordu. Yanımızdan geçerken eski başkan "Kayhan beyi ikna edelim. Bizlerle siyaset yapsın" demişlerdi.

Bizlerde daha "Ben hayatım boyunca hiç siyaset yapmadım. Toprağa girene kadarda yapmayacağım" demeden. Kim "Kayhan beymi? O siyaset bilmez ki. O bu işlerden anlamaz ki" demişlerdi ve yanımızdan geçip gitmişlerdi. Bizlerde şöyle bir arkalarından bakmıştık ve içimizden halk tabiriyle; "Sizlere siyasetin kralını bile yaparız. Ama bizim derdimiz başka. Bizim derdimiz; iş insanları, esnaflar ve halk" demiştik. 

Sonrada düşündük. Belkide işyerlerinde yada evlerinde bir boy aynaları olmayabilir. Yada işyerlerinde kantara da çıkamamış olabilirler. Çünkü bunları yapsalardı. Şöyle bir güzel boylarına poslarına baksalardı. Bir güzel kendilerini tartsalardı güzel olmazmıydı? Sonrada ben kimim? Eğitimim ne? Sahip olduğum değerlerim neler? Bu değerlerle hiç kimsenin düşünmediğini nasıl düşünebilirim? Bunları hem iş insanları hem esnaflar hemde halk için nasıl büyük birer vizyonlara çevirebilirim? Herkesten farkımı nasıl gösterebilirim diye düşünseler ne olurdu ki? 

Ne olacaktı ki? "Hem halkın gözüne hemde gönlüne girmiş olabilirlerdi" diyoruz. Çünkü işte buna "Akla dönmek yani kemale ermek" denir diyoruz. Zaten kemale erdiğiniz zaman "Muhalefet demek ne demek?" bir güzel gösterirler. Halk için bir çok şeyler yaparlar. Eee sonunda da "Kulun sevdiğini Allahda(c.c.) severmiş. Yolunu da önünü de daima açık tutarmış". Öylede değilmi ki?

Ayrıca bir vatandaş olarak da bir şeyler söylemek istiyoruz; "İşte sayılı günler su gibi akıp geçiyor. Sonrada bir daha "Halk bize oy vermedi" demeyiniz diyoruz. "Yerlerde göklerde sizlerden razı olmalıdır" diyoruz. Halk size muhalefet görevi vermiştir diyoruz. Hemde belediye yönetiminin çoğunluğu da yoktur diyoruz. Sözün özü "Sizler isterseniz her şey olur" diyoruz.

Son olarak da bir şeyler daha söylemek istiyoruz. O da şöyledir; Şimdide telefonlarımızı açmıyorlar. Yani herhalde "Sen ne derse de ben ne yapacağımı biliyorum" diyorlar. Bizlerde diyoruz ki "İyi de işte geçen seçimlerde gördük" diyoruz. Ayrıca daha öncede telefonlarımızı açmayanlar yada engelleyenler olmuştu. Ama biz hala olduğumuz yerdeyiz. Ama "Telefonumuzu açmayanların yada engelleyenlerin de artık esamesi bile okunmuyor" diyoruz. Sonra sizlerinde "Esamesi bile okunurmu yada okunmazmı?" bilemiyoruz diyoruz. 

Ama bildiğimiz tek bir şey var. O da; "Sizler bugünlerden başlayarak iş insanları, esnaflar ve halkın önünde yada yanında olmazsanız; Yani bir Prens gibi olmazsanız. Onlarda sizleri her zaman başkalarının arkalarında bırakırlar" diyoruz. Sizlerde halk tabiriyle "Bu şekilde onların arkalarından daha çok nal toplamaya devam edersiniz" diyoruz ve şimdilik başkada bir şey demiyoruz.

Saygılarımızla

Arş.Yaz.Mak.Yük.Müh.Kayhan Şafak




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —