Tarih: 31.01.2026 13:18

Gelenler gidenleri nasıl aratırmış ki?

Facebook Twitter Linked-in

Değerli okurlarımız,

Yıllardır yazıyoruz, söylüyoruz. Yazılarımızı da yaşadıklarımız anılarımızla birlikte yazıyoruz. Ama hiçbir şey olmuyor. Hep "Reşit sen söyle sen işit" gibi oluyor. Fakat bu sefer başkada şeyler oluyor gibi. Ne gibi mi? Buyrun hep birlikte yazımızı okumaya başlayalım diyoruz.

Değerli bir muhtara uğradık. Muhtarın yanında değerli bir hanımefendi eşleriyle birlikte oturuyorlardı. Laf lafı açtı konu belediyeye geldi. "Bizler hiç memnun değiliz" dediler. "Çok pişmanız" dediler. "Sn.Turgut Babaoğlu böyle değildi" dediler. Bizlerde nasıl ki dedik? "Bir işyerine hayırlı olsuna gittik" dediler. Sn.İrfan Püsküllü de geldiler. Masasına oturup bir güzel de yemeklerini yiyip gittiler" dediler. 

"Daha sonra da Sn.Turgut Babaoğlu da geldiler. Masasına oturmadan bütün masaları dolaştılar. Sonrada bizim masamıza da gelip ablam nasılsın deyip sarıldılar" dediler. "Evet Sn.Turgut Babaoğlu birçok hizmetleri yapmadılar. Ama yanımıza gelip de hatırımızı soruyorlardı. Gönlümüzü de alıyorlardı" dediler. Ama Sn.İrfan Püsküllü'de hiçbir şey yapmıyorlar. Birde yanımıza gelmemizi bıraktık yüzümüze bile bakmıyorlar dediler. "Bizler hiç memnun değiliz. Çok pişmanız dediler" dediler.

Bizlerde hiçbir şey diyemedik. Şöyle bir baktık. Değermi dedik. Şu yaşlı insanları üzmeye değermi? dedik. Ayrıca ne için ki? dedik…

Anılarımıza devam edelim diyoruz; Yine seçimden belli bir süre sonra yine değerli bir muhtarın yanındaydık. Yanında da birçok muhtarlar vardı. "Nasıl işleriniz yapılıyormu?" dedik. Onlarda "Yok yapılmıyor birde üstüne fırça yiyoruz" demişlerdi. "Ama Sn.Turgut Babaoğlu zamanında böyle değildi. Yine işlerimiz yapılmıyordu. Ama çok güzel karşılanıyorduk. Oturup bir güzel de konuşuyorduk. Çayımızı kahvemizi içip gidiyorduk" demişlerdi.

Sanki görünen köyde kılavuz istemiyormuş. Nedenmi? Buyrun yazımızı okumaya devam edelim diyoruz;

Çok önceden bir gün bir mahallede çay ocağı önünde birçok vatandaşlarla tabure üzerinde oturmuş çay içiyorduk. Yanımızdan siyah camlı belediye resmi aracı geçmişti. Birbirimize bakmıştık. "Sn.İrfan Püsküllü geçti" demişlerdi. "Şimdi Ali İnci olsa böylemi yapardı. Arabayı caddenin başında durdurur. Aracından iner tek tek esnaflarla ve vatandaşlarla tokalaşırdı. Hal hatır sorardı. Şöför de arabayla arkadan gelirdi" demişlerdi.

Ayrıca bir vatandaş olarak da bir şeyler söylemek istedik. Oda şöyledir;

Siyaset zor zenaattir diyoruz. Çünkü bizlere ait sözümüzle "Siyaset toplumun rızasını alabilme sanatıdır" diyoruz. Sözün özü yine bizlere ait sözümüzle "Siyaset toplumun rızasını alabilme becerisidir" diyoruz. Çünkü hiç kimse; hiç kimsenin kara kaşına boyuna posuna bakarak oy vermiyor ki diyoruz. Peki neye bakıyor ki? Yarın bir gün belediyenin başına geçtiği zaman ne yapacak? Nasıl olsa seçildim. Daha beş yıl var diye deyip de hiç kimseyi umursamayacak mı? Yada belediyeye gittiğim zaman bir tatlı dille konuşmayacakmı? Veya yolda yada orada burada karşılaştığımız zaman suratımıza bile bakmayacakmı? diye ona bakıyor. Öylede değilmi? diyoruz.

Son olarak da; Seçim zamanı vatandaşlar arasında halk tabiriyle "Turgut bizim çocuktur. Bir işiniz düştümü vurup kapıya tekmeyi girersin içeriye. Ama bir başkası geldiğinde değil kapıya tekmeyi vurmayı üstüne bir güzel de fırçayı yersin sonrada gerisin geriye döner gidersin" diyorlardı. Şimdi o durumdamıyız yada değilmiyiz? bilemiyoruz diyoruz. Ama "Ateş olmayan yerden de duman çıkmazmış" diyoruz ve takdirlerini de yine kendilerine bırakıyoruz.

Saygılarımızla

Arş.Yaz.Mak.Yük.Müh.Kayhan Şafak

 

 




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —